Birçok Şey Birçok Şeyi Bölüyor

Uzak bir göğün altında bir boz yelkovan açmış kanatlarını
Yaseminleri kızıla çeviren bakır kızılı bir göğün altında
Ufku bölüyor belli belirsiz
Kalenin burcu nasıl güneşi bölüyorsa ikiye
İlk sessizliğini de açılan ilk dükkanın kepenkleri bölüyor sabahın

Kimsecikler var henüz o vakit,
Tek tük bir çok köşe başında
Ve yeşile çalan mavilikte bir tasarım denizde
Ayaklarla buluştuğu yere doğru,
Kıyıya ulaşmak için sırasını bekliyor dalgalar

Bir liman halbuki
Belki bir mendirek, belki bir iskele
Tahta bile olsa kafi !
Dalgaları bekleyen herhangi bir şey üzerinde izleyenleriyle
Deviriyorlar sabahı bir şekilde
Soğuk iklimlerin masabaşı çalışanları tavrıyla

Sabahı da saatler bölüyor,
Saatleri dakikalar
Hepsini bölüp geçen an bir de
Her biri bir kavrayış, anlayış
Çoğu zaman ifadesiz.

Bir Serinlik Gökyüzünde

Güvercinler havalanınca kırmızı kiremitlerden
Bir serinlik gökyüzünde belli belirsiz
Güvercinlerin gelişlerine sevinen
Kırmızıya dargın ve maviye hasret bir serinlik

Sonra uçaklardır pencereden görünenler
Mavilerin içinde beyaz bulutlarla
Uçaklar,
Uçaklar da maviye hasret sonra
İçindekiler ne kadar hasretse beyaza

Ve bulutlar,
Bulutlar uzanmış yatıyorlar mavi çarşafa
Ki çarşaf da beyazdan daha sonsuz
Bir çoğu mağrur bulutların, bir çoğu sessiz
Meraklı iki çift göz bekliyorlar öylece
Güvercinden olmayan

Yolculuklar Severim

Yolculuklar severim
İlk gözgöze gelişimizle başlayan zamanda
Uzun ve senli düşünceler olan yolculuklar
Sonra yalnız bu mu ?
Avuçlarımda avuçların
Dudaklarımda öpüşlerini de bir o kadar

Hatırlarım elini ilk tutuşumu
Ve sonra ellerin ellerimde beklemelerimizi Kadıköy Vapurunu
Gözlerinde nefes alıp verişlerim
Omuzlarında sayısız dokunuş

En son bir Eylül gecesi olduğunu yazarım küçük bir boşluğa
Belli belirsiz
Eylül'ü ne çok sevdiğimi hatırlayarak.